9.0
Oy ortalaması:
9.0/10 - 2 kullanıcı
Senin Oyun: - / 10

Jean-Luc Godard'ın başyapıtı Pierrot le Fou (Çılgın Pierrot), yönetmenin uzun ve parlak kariyerinde önemli bir kilometre taşıdır. Karışık bir dönüm noktası olan film, Godard'ın Breathless (Nefes Nefese, 1960) ve Vivre Sa Vie (Hayatını Yaşamak, 1962) gibi eserlerinin deneysel yaşam gücü ve Week End (Hafta Sonu, 1967) ve Wind from the East (1969) gibi son derece politik, alaycı ve acı bir biçimde komik filmleri arasında kalır. Pierrot le Fou, her ikisinin öğelerini de barındırır ve sırf bu nedenle izleyici için zengin bir deneyim fırsatı sunar. Ancak filmin sahip olduğu bir başka koz da gerçek güzellik duygusu. Eleştirmenler, Godard'ın polemik yaratan üslubuna karşın zarif bir biçimde güzel filmler de yaptığını unutmaya meyilli ama Pierrot le Fou, hiç kuşkusuz Contempt'le (1963) birlikte, bu açıdan değerlendirilmeli. Godard'la Hollywood arasında her zaman aşk ve nefret karışımı bir ilişki vardı. Ona göre. Amerikan filmleri, hem güzel ve içten hem de duygusuz ve çirkindi. Godard, filmlerinin çoğunda olduğu gibi, hareket noktası olarak yine Amerikan "alt," kültür ve tür filmciliğini kullanır: Pierrot le Fou, ucuz roman yazarı Lionel White'ın Obsession'ınına (son derece) serbestçe dayanırken, hak ettiği takdiri görmeyen bağımsız Hollywood oyuncusu ve Godard'ın gözdesi Samuel Fuller'a uzun bir rol verir. Filmin muhteşem Raoul Coutard tarafından Techniscope tekniğiyle çekilmiş olması da Hollywood'un 1950'ler ve 60'lardaki birçok prestij filminin yapay ihtişamı üzerine bir yorumdur. Eğer o dönemdeki Hollywood sinemasını biliyorsanız, Pierrot le Fou'yu seyretmek akıl karıştırıcı değil ama son derece tatmin edici bir deneyim olabilir, çünkü Godard'ın hicvi hiçbir zaman tahmin edilebilecek kadar açık değildir. Pierrot, acımasız, hicivsel, mizahi ve güzel olmasının yanı sıra, ilk izleyişte anlaşılır bir film. Ancak belki de en çekici (ve çarpıcı) özelliği, katıksız edepsizliği. Ferdinand-Pierrot ve Marianne (Godard'ın daima birlikte çalıştığı Jean-Paul Belmondo ve Anna Karina), bir komik durumdan diğerine çılgıncasına geçerken, benzin istasyonu görevlileriyle herkese açık ve dünyanın en katlanılmaz partisine ya da tuhaf şekilde yüreklendirici bir kendini kurban etme eylemine katılırlar. Bu filmde neredeyse her şey mümkün, üstelik tekrar tekrar seyretseniz bile, yine de şaşırıyorsunuz. Godard'ın imgeleminin ve hicvinin gücü ileri yaşında bile azalmadı. Hatta bugün çok daha etkili.

Yorumlar (0)

Yorumunuz ipucu/detay içeriyorsa spoiler butonunu kullaniniz.
[spoiler]yorumunuzu bu bölüme yazınız[/spoiler]